ddelibekir 的个人资料DDELİBEKİR DOST MEKANI (...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


11月23日

SİYONİSTLER iNTERNETİ NASIL YÖNLENDİRİYOR.

ABD'deki Siyonist bir propaganda kuruluşu, internet üzerinden yayın yapan ve herkesin katkısına açık olan Wikipedia'da, İsrail çıkarlarına uygun bir biçimde tahrifat yapacak gönüllüler arıyor.

Siyonistler interneti nasıl yönlendiriyor -

Kendilerini, "Amerika'da Ortadoğu Haberleri için Hassasiyet Komitesi" olarak tanıtan CAMERA, onlarca propagandiste sahip. Bu propagandistlerin başlıca görevleri, İsrail devleti, Siyonizm, İsrail devlet terörü, Filistinlilere yapılan kötü muamele ve İsrail ile Filistin arasındaki anlaşmazlıklar hususunda Wikipedia'daki makalelere İsrail yanlısı müdahalelerde bulunmak.

Adı geçen kuruluşun internette dolaşan e-postasında, "Wikipedia'daki İsrail ile ilgili makaleleri anti-İsrail editörlerden korumak için on gönüllünün arandığı" belirtiliyor. Grubun esas amacının, İsrail'in özellikle Gazze'de işlediği insanlık suçlarının aklanması olduğu belirtiliyor.

İsrail ordusunun sözcüsü gibi işleyen CAMERA, İsrail ordu sözcülerinin resmi açıklamalarını "doğru bilgi" sayarken, öldürülen Filistinli sivillerin "kaza sonucu" öldüğünü ve İsrail'in aldığı kimi tedbirlerin "daha çok sivilin canının yanmasını engellemek için aldığı" iddia ediyor.

İçerisinde eskiden İsrail güvenlik servisi Şin Bet'e de çalışanların bulunduğu kuruluş, geçtiğimiz günlerde yayımlanan Goldstone raporunu hazırlayan Güney Afrikalı Yahudi yargıç Richard Goldstone'u, "doğru olmayan bilgileri yayımlamakla" suçluyor.

7月11日

AŞIRI BİLGİSAYAR KULLANANLARI BEKLEYEN TEHLİKE.

Bilim adamları, bilgisayar başında geçirilen uzun ve sağlıksız saatlerin 9 binden fazla rahatsızlığa sebep olduğunu bildirdi.  
 
ABD'nin Ohio eyaletindeki Nationwide Çocuk Hastanesi doktorlarının yaptığı araştırma sonucunda, 9 bin hastalıktan bir kısmının acil servislerde tedavi edildiği ortaya çıktı. Araştırma ekibinden doktor Lara B. McKenzie, başlıca rahatsızlıkların, sırt ağrıları ile bileklerde karıncalanma, uyuşma gibi belirtilerle ortaya çıkan 'karpal tüneli sendromu' olduğunu söyledi. McKenzie, zaman zaman kesikler, incinmeler, şişlikler, kırık ve çıkıklarla da karşılaşıldığını dile getirdi.

Bilim adamları, bilgisayara bağlı hastalıkların 1994 yılında sadece 1267 olduğunu, ancak geçen 15 yılda bu sayının hızla arttığına dikkat çekti. Kırıklarla karşılaşılan vakaların yüzde 50'sinin, bilgisayarı bir yerden başka bir yere taşırken gerçekleştiği kaydedildi.

Son 13 yılda sadece ABD'de, yaşları 1 ile 83 arasında değişen 75 bin kişi, bilgisayar kullanımından kaynaklanan rahatsızlıklar nedeniyle hastanelerin acil servislerinde tedavi gördü.

Bilgisayardan en fazla çocukların olumsuz etkilendiğinin altını çizen Lara B. McKenzie, küçük yaştaki kullanıcıların kendilerine göre büyük koltuklarda oturmamaları ve riskli elektrik aksamdan da uzak tutulması gerektiğini aktardı.

veteknoloji

7月7日

SONUNDA BUDA OLDU: SEVDİĞİ KIZI İNTERNETTEN İSTEDİ.

İnternette tanıştığı kızı ailesinden internet kamerası yardımıyla isteten Denizlili genç, Polonyalı İngilizce öğretmeni ile dünya evine girdi.

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden bu yıl mezun olan 25 yaşındaki Alper Uğurlu, 3 yıl önce sanal alemde Polonyalı İngilizce Öğretmeni Oliwia Biedzka (32) ile tanıştı.

Oliwia Biedzka'yı geçen yaz Denizli'ye davet eden Alper Uğurlu, Pamukkale'yi gezdirdiği kız arkadaşına burada evlenme teklif etti.

Biedzka'nın teklifi kabul etmesinden sonra sıra ailelerin ikna edilmesini geldi. Gençler, ailelerini internet üzerinden kamera yardımıyla görüntüleyerek birbiriyle tanıştırdı. Bu arada tercümanlık yapan çift, ailelerin internet ortamında sohbet etmesini sağladı.

Görüşmelerin sonunda Uğurlu ailesi, kameradan Oliwia'yı istedi. Türkiye-Polonya arasında internet üzerinden gerçekleşen isteme töreninde, Biedzka ailesi teklifi kabul etti.

Denizli'ye gelen Polonyalı konuklar, çiftin nikahında hazır bulundu. Alper Uğurlu ile Oliwia Biedzka, Denizli Belediyesi Nikah Salonu'nda dünya evine girdi.

Çift, resmi nikahın kıyılmasının ardından Oliwia Uğurlu'nun Müslümanlığa geçmesi için Denizli Müftülüğüne başvurdu.

Denizli Müftüsü Mehmet Köse, gerçekleştirilen prosedürün ardından Oliwia Uğurlu'ya Kur'an-ı Kerim'in İngilizce baskısını hediye etti.

Alper ile internette tanıştıklarını belirten Oliwia Uğurlu, ''Onu çok seviyorum. Türk olması beni daha çok yaklaştırdı. Üç yıldır konuşuyorduk. Bizim gibi, ailelerimiz de internette açılan kamera sayesinde tanıştı, sohbet etti. Ben Alper'e ve Pamukkale'ye hayranım'' dedi.

Alper Uğurlu ise kısmetinin Polonya'da olduğunu belirterek, ''İnternette birbirimize aşık olduk. Ailesi Türkiye'de kalmasına izin verdi. Denizli'de İngilizce öğretmenliği yapacak'' diye konuştu.

Alper Uğurlu'nun annesi Cansever Uğurlu da gençlerin tanışıp anlaştıklarını, kendisine söyleyecek fazla bir sözün kalmadığını belirterek, gelininin adının bundan sonra Elif olacağını kaydetti.

SİBER SUÇTA VERİ HIRSIZLIĞI BAŞI ÇEKİYOR.

Siber suç, terörizm ve casusluktaki artış, veri hırsızlığı yapan yazılımlarla yakından ilişkili.

Trend Micro, Focus Report’un ilk sayısında, veri hırsızlığı yapan yazılımların gelişimini, özelliklerini ve yeraltı siber suç ekonomisindeki köklerini inceliyor.

“Veri hırsızlığı yapan yazılım” görece yeni bir kavram olsa da, var oluş amacı, çok tanıdık bir hikaye: gizliliği ihlal edilmiş ağlardan ve PC’lerden online bankacılık ehliyetlerini, kredi kartı numaralarını, sosyal güvenlik numaralarını, şifreleri ve daha pek çok bilgiyi çalmak. Bu eylemin hedefi ise jeopolitik sınırları aşan, kâr odaklı suç ağlarının desteklediği yeraltı siber suç ekonomisini beslemek...

Truva atları, veri hırsızlığının yükselen yıldızı

Trend Micro’nun sürekli tehdit gözetimi ve saldırı önleme çalışmaları yapan global araştırma, servis ve destek merkezleri ağı TrendLabs’ten elde edilen verilere göre, truva atları, veri hırsızlığı yapan yazılımlar içinde en hızlı büyüyen kategori konumunda bulunuyor. Truva atı saldırıları, bilgisayar güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor; tıpkı ismi gibi, tipik olarak, tehlikesiz birşeymiş gibi, örneğin bir ekran koruyucu, oyun ya da şaka olarak bilgisayara giriyor. TrendLabs araştırmasına göre:
• 2007 yılında, veri hırsızlığı yapan yazılımların yüzde 52’si Truva atlarından oluşuyordu. 2008 yılında, bu sayı yüzde 87’ye çıktı. 2009’un ilk yarısı itibariyle, veri hırsızlığı yapan yazılımların yüzde 93’ü Truva atları.
• Avustralya, Asya, Afrika, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Avrupa dahil, TrendLabs tarafından izlenen bölgelerin tamamında, Truva atları ve Truva atı casus yazılımları, veri hırsızlığı yapan en yaygın yazılım konumunda.

Trend Micro Tehdit Araştırma Müdürü Jamz Yaneza, konu hakkında şunları söylüyor: “Veri hırsızlığı yapan yazılımlar kategorisi, inanılmaz bir biçimde büyüyor; çünkü, finansal motivasyonla hareket eden suçluların ihtiyaçlarına hizmet ediyor. Bu insanlar, internetin en iyi yaptığı şeyden faydalanıyorlar: değerli bilgi sunmak.”

Uluslaraşırı siber suç politikası

Politika ve siber suç, sonunda haber başlıklarında kesişti. Bu, anlaşılır bir durum. Kamu Güvenlik Teşkilatı’na göre, yalnızca ABD’de, tehdit içeren yazılımlarla devlet bilgisayarlarına yapılan ihlallerin sayısı, 2006-2008 yılları arasında iki katından fazla arttı.

Trend Micro Kıdemli Tehdit Araştırmacısı Paul Ferguson, siber teröristlerin, uzaktan hizmet kesintisine yol açmak için, çoktan, ABD elektrik şebekesine tehdit içeren yazılım yerleştirmiş olmalarının mümkün olduğunu söylüyor.

Siber suç, önemli ölçüde uluslararası mobilite kazandı. 2007 yılında, Estonya’da, söylentilere göre, kamusal ve sivil sitelere yönelik hizmet engelleme saldırılarıyla Rus casuslara yönlendirme yapılınca, bilgisayar ağları ciddi zarar gördü. O dönemde, Estonya’nın bir Rus savaş anıtını ortadan kaldırması nedeniyle, Rusya ve Estonya arasında anlaşmazlık vardı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama ile görüşmesinden sonra gerçekleşen büyük çaplı bir siber saldırının ardından Beijing’deki Fransız Elçiliği’nin web sitesine günlerce erişilemedi. Uzmanlar, bilgisayar korsanlığı yapan Çinli bir grubun bu saldırıyı milliyetçi nedenlerle düzenlediğine inanıyorlar.

Ferguson, şöyle konuşuyor: “Bir bilgisayarı ve internet erişimi olan hemen herkes ortalığı kasıp kavurabilir. ABD’de, bilgisayar korsanlarının saldırıları, eyalet ya da devlet sitelerinde belgelenmiş durumda. Daha küçük organizasyonlar, sınırlı bir BT bütçesine ve sınırlı sayıda BT ekibine sahip bulunuyor. Dolayısıyla, web sitesi kurmak için bir başka firmayla çalışıyor. Zaman içinde, sitenin bakımı ya da yükseltilmesinde aksaklık yaşanıyor. Bu da korsanlara, politik görüşlerini ifade etmek için kullanabilecekleri, saldırıya açık alanlar sunuyor.”

Siber casusluk da haber başlıklarını istila ediyor. Her yıl, şirketler, telif haklarının ihlal edimesinden dolayı milyarca dolarlık zarara uğruyor. Bu kapsamda, ticari sırlar yasadışı yollarla kopyalanıyor ve yüksek kâr marjlarıyla karaborsada rakiplere satılıyor ya da şantaj amaçlı kullanılıyor. Dünyanın dört bir yanındaki kurumsal ağlar, savunmayı kırma becerisine sahip siber suçlular için mükemmel bir ortam sunuyor.

Ferguson, şöyle devam ediyor: “Siber suçlular, finansal kazanç için ve jeopolitik nedenlerden, tehdit içeren yazılımları kullanıyorlar. ABD’de savunma müteahhitlerine bile veri hırsızlığı yapan yazılımlarla saldırılıyor. Çin kaynaklı olduğu düşünülen bu saldırılarla, ticari sırların çalınması amaçlanıyor. Ne var ki, internetin anonim doğası yüzünden, bağlantıları, ipleri elinde tutan insanlara doğru kurmak zor.”

Geleneksel güvenlik artık siber suçu durdurmuyor

Yıllarca, güvenlik önlemleri, çoğu insanın verilere erişme imkanı bulduğu uç noktaları korumaya odaklandı. Günümüzün çoklu tehdit ortamında, yeni bir strateji gerekiyor. Trend Micro Smart Protection Network, çokkatmanlı bir tehdit önleme yaklaşımı sunuyor. Bu yaklaşım, veri hırsızlığı yapan yazılımları bir ağa sızmadan önce internet bulutunda proaktif olarak durdurmaya dayanıyor.

Günümüzde siber suçluların eğilimlerine yanıt vermek için ilişkili bir yaklaşım kullanılıyor. Bu eğilim, farklı web tehditlerinden oluşan, çokyönlü ve birleşik saldırılar düzenlemek yönünde. Smart Protection Network, ilişki teknolojisini ve davranışsal analizi kullanarak, potansiyel tehlikeyi değerlendirmek amacıyla tehdit bileşimleri arasında ilişki kuruyor. E-postaları, gömülü bağlantıları, dosya eklentilerini ve barındırılan web dosyalarını analiz ederek, yeni tehditleri hızla engellemek üzere izleme ve değerlendirme veritabanına eklenebilecek yeni IP’leri, etki alanlarını, URL’leri ve dosyaları tespit ediyor.

Smart Protection Network, farklı bileşenler arasındaki ilişkileri inceleyerek, tehdit ortamına ilişkin bütünsel ve kapsamlı bir görünüm sunmak için, potansiyel tehditlerin gerçekçi bir görüntüsünü veriyor.

İç tehditlere karşı veri koruma paketi

Bir şirketin en büyük varlığı olan çalışanlar, aynı zamanda en büyük güvenlik engeli olabiliyor. Özellikle kurumsal bir ağdaki verilere erişim hakkı olan çalışanlar, güvenliği tehdit edebiliyor. Trend Micro, yalnızca dış tehditlere değil iç tehditlere karşı da çözüm sunuyor. Bu çözümlerden biri olan Data Protection Pack içinde Trend Micro LeakProof Standard, Trend Micro Email Encryption Gateway ve Trend Micro Message Archiver bulunuyor. Data Protection Pack, e-postaları güvenceye alıyor ve kullanımdaki, hareket halindeki ve durağan konumdaki hassas verilerin kaybını önlüyor. Trend Micro NeatSuite Advanced ve Client Server Messaging müşterilerine hitap ediyor.

Trend Micro Smart Protection Network ve çalıştırdığı ürün ve çözümler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.smartprotectionnetwork.com

Veri hırsızlığı yapan yazılımlar hakkındaki Focus Report’un tamamını okumak için bkz.
http://us.trendmicro.com/imperia/md/content/us/pdf/threats/securitylibrary/data_stealing_malware_focus_report_-_june_2009.pdf


VeTeknoloji
6月12日

ÇİN'DE PC'LERE TAM KONTROL.

 
Yeni Çin uygulamasıyla PC'ler kontrol altında.

Bilişim konusunda sıkı uygulamalara sahip olan Çin'in son yaptırımı ile kontrolü daha da arttırıyor.


Çin hükümeti ülkedeki tüm PC kullanıcılarını ilgilendiren yeni bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bu uygulama Jinhui Computer System Engineering Co adlı firma tarafından geliştirilmiş özel bir yazılımın tüm PC'lere yüklenmesini gerektiriyor. Yazılım bir nevi ebeveyn koruma programı. Program kendi veri tabanında bulunan ve gençler için zararlı olabilecek internet sitelerine, PC'lerden erişimi engelliyor.

1 Temmuz'dan itibaren ülkede satılan her PC'de bu yazılım ya yüklü olmak zorunda, ya da PC'nin beraberinde dağıtılmak zorunda olacak. Yapılan açıklamaya göre "porno ve benzeri" siteleri engelleyecek olan yazılım veri tabanında bulunan siteleri düzenli olarak güncelleyecek.

Fakat Çin Hükümeti'nin daha önceki uygulamalarını anımsadığımızda, engellenecek sitelerin sadece pornografik içerikli olanlarla kısıtlı kalmayacağını da tahmin etmek zor değil.


CHIP Online
6月3日

2009 TAKLİT TELEFON MODASI.

Nokla, Sory Ericsoo, Sumsang ve daha niceleri. Sadece biçimsel değil, isim olarak da üreticilerinin "esinlendikleri" modellere benziyorlar. Her geçen gün vitrinlerde kendilerine daha geniş yer bulmaya başlayan klonlanmış telefonların istilasıyla karşı karşıyayız.

Vitrinin önünden geçerken çok ucuza bir Vertu, N97 veya bir Omnia mı gördünüz? Balıklama atlamadan bir kez daha düşünmenizi öneririz. Alacağınız Vertü, Nckia veya Sumsang size oldukça kötü bir deneyim yaşatabilir. Ayrıca bir de kopya telefonların açtığı ekonomik sorunlar var. Can sıkıcı bir duruma düşmemek, klonlanmış telefonları ve etkilerini yakından öğrenmek için makalemizi dikkatlice okumanızı ve fotoğraf galerimizi incelemenizi öneririz.
 
İster donanım olsun, isterse de yazılım, kopya telefonların hiçbiri orijinalinin yanına bile yaklaşamıyor. Bu yüzden internetten veya seyyar bir tezgahtan alacağınız bir klon telefon büyük olasılıkla sizi hayal kırıklığına uğratacaktır.

Cep telefonu kopyalayanlar sadece telefonun dış görünümüyle değil, bir de yazılımlarıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Peki, büyük firmalar gibi telefonları için yazılım tasarlıyorlar mı? Tabi ki hayır. Tek yaptıkları menülerin görünüşlerini değiştirip orijinallerine benzetmek. Çoğu zaman bu yazılımlar telefonların kamera, WiFi ve GPRS gibi kendi donanımlarını bile doğru dürüst çalıştıramayacak kadar da kötü olabiliyor. Bu yüzden bir iPhone klonu ile Apple iPhone arasında dağlar kadar fark oluyor. "Her telefonun yazılım sorunu oluyor, mutlaka bir güncelleme çıkar." diyerek güncelleme beklemek ise boşuna.

Tabi anlamsız ve saçma menü dizilişleri, tercüme hataları ve bunun gibi hatalarla sık sık karşılaşmak sizin için sorun değilse, bu telefonlar sizin için oldukça cazip olabilir.
 

Yerinden oynayan, takılan ve sıkışan kapaklar

Yerinden oynayan, takılan ve sıkışan kapaklar
Karşınızda bir tasarım harikası
Durum aslında eskiden kopya saatlerde yaşananın aynısı: Dış görünümü Rolex'le aynı, ama içinde İsviçre harikası bir mekanizma yerine teneke bir sistem. Bu yüzden cep telefonu klonları da bir anda kapanabiliyor, konuşmanızı bölebiliyor veya bütün telefon hafıza bir anda silinebiliyor.

Üzerinde neredeyse hiç çalışılmadan, sadece şekillerine bakılarak üretilen kapaklar sıkışabiliyor veya oynak hale gelebiliyor. Ekranlar matlaşabiliyor, tuşlar kırılabiliyor ve logolar iki gün sonra silinebiliyor. Her ne kadar plastiklerinin kalitesi eskiye oranla daha iyi olsa da kimse üretiminde sağlığa zararlı, kanserojen kimyasalların kullanılıp kullanılmadığını bilemiyor.

"Ayarları yapmak için kullanma kılavuzuna bakarım." diyorsanız şimdiden bir Çince kursuna yazılmanızı öneririz. Çünkü ya klonlanmış telefonların kullanım kılavuzundaki Çinceyi ya da Çinceden beter bir Türkçeyi sökmeniz gerekecek.


Çince kullanım kılavuzuArızalandığında başvurabileceğiniz adresler de oldukça kısıtlı. Hala yerinde duruyorsa aldığınız dükkana gitmeniz en doğrusu. Yoksa herhangi bir cep telefonu tamircisine gidip yüklü bir para vermekten başka çareniz yok. E-posta veya telefon desteğini ise aklınızdan bile geçirmeyin. Çin'de koca bir ülke için iki santral görevlisi bulunduran bir firmada telefon sırasına girmek istemezsiniz.
 
 
Kopya telefonlar ekonomiyi de oldukça kötü etkiliyor. Buna sadece satılan ülkeler değil, üretici ülkeler de dâhil.

Klonlanmış ürünlerin ekonomiye verdiği zararlar da o kadar büyük ki, geçtiğimiz Nisan ayında Avrupa Birliği bu konuda özel bir komisyon oluşturmak zorunda kalmış. Tabi bu komisyonun ne kadar başarılı olabileceği bir soru işareti. Çünkü çoğu klonlayıcının künyesinde Hongkong, Tayvan ya da Çin adresleri var ve yorgunluk nedir bilmeden yeni telefonların klonlarını oluşturmaya devam ediyorlar.

Bunun dışında kopya ürünler de sürekli değişiyor ve gelişiyor. Görünüşleri, ürün isimleri ve logoları mahkemelerde savunulabilecek, ama müşterilerini de üründen soğutmayacak kadar değiştiriliyor. Bu yüzden hukuk davalarının kazanılması gerçekten çok zor.


Ama alınan bazı önlemler sonuç veriyor. Örneğin geçen sene CeBIT fuarında korsan ürünlere karşı verilen mücadele kendini göstermiş ve bazı uzak doğu kökenli firmalar bu sene fuara başvurmaya bile cesaret edememişler.
 

Internet: Korsan ürünlerin cenneti

Internet: Korsan ürünlerin cenneti
İnsan aklı tasarımda sınır tanımıyor...
Eskiden kopya ve korsan ürünleri satın almak için uzak doğu ülkelerine gitmek gerekirdi. Şimdi ise bu şirketler ürünlerini internet aracılığı ile evinize getiriyor. Hem ucuz hem de çok etkili olan çevrimiçi alışverişin büyüsünü keşfeden klonlayıcılar artık evlerimize girmekte hiç zorlanmıyor.

Çin'de kimi yerel ekonomik değerlendirme şirketleri telefon klonlayan üreticilerin telefonlarının aslında kaliteli ve teknolojik ürünler olduğunu söylese de bunların gerçek üreticilerin haklarını çiğnediği bir gerçek. Aslında bundan sırf gerçek üreticiler değil, Çin de zarar görüyor. Yapılan araştırmalar Çin'de her üç telefondan birinin kopya olduğunu gösteriyor. Kaçak ithal edilip yine kaçak satılan ve hatta çalıntı mallardan Çin ekonomisinin yaklaşık beş milyar avro zarar ettiği tahmin ediliyor. Bu korsan ticaret Çin üreticilerini de vuruyor ve satışlarını arttırmak için çok ilginç yöntemlere başvurmalarına sebep oluyor – örneğin resimdeki traş makineli telefon gibi.
CHİPONLİNE_





EN İLGİNÇ SANAL MÜZE.

 
En son ne zaman bir müzeye gitmiştiniz? Gitmediyseniz üzülmeyin; Canon müzeyi evinize getiriyor.

Eğer fotoğraf makineleri ve video kameralara merakınız varsa Canon tam da size göre bir siteazırladı. Bu site aslında Canon'un sanal bir müzesi. Yani artık evinizden çıkmadan fotoğraf makinesi ve kameraların tarihçesini öğrenebilirsiniz.

Canon'un müzesinde dört ayrı bölüm bulunuyor. Bu bölümler Cameras (kameralar), Design (tasarım), Technology (teknoloji) ve History (tarih). Aradığınız kameralar ile ilgili genel bir bilgi edinmekse tarih salonu iyi bir başlangıç olabilir. Özel bir model hakkında detaylı bilgi edinmek istiyorsanız kameralar salonunu ziyaret edebilirsiniz. Bu kameraların tasarımları ve arkalarındaki teknolojileri öğrenmek için diğer iki salon sizi bekliyor.

Tamamen İngilizce olan bu site, kamera meraklılarının saatlerce başından ayrılmayacağı oldukça detaylı ve ilgi çekici bir sanal müze. Canon'un Kamera Müzesi'ni bu bağlantıyı takip ederek ziyaret edebilirsiniz.


+31 Mayıs 2009 Pazar, 15:15

CHIP Online

KABLOSUZ İNTERNETTEKİ TEHLİKE.

Evlerimizde bir standart haline gelen kablosuz internetin zararları sonradan çıkıyor.

Peki manyetik dalgalar bizi nasıl etkiliyor? Sağlığa zararlı mı? Fransa’da okul ve kütüphanelerde Wi-Fi’ın yasaklanmasının ardından tartışma alevlendi.

Bilim adamları son 15 yılda sayısı hızla artan telsiz telefonların, cep telefonlarının, mikrodalga fırınların, telefon baz istasyonlarının ve kablosuz internet bağlantılarının yaydığı elektromanyetik dalgalarının insanlar üzerindeki etkisini “Ne olacağını hiç kimse bilmiyor. Hepimiz tarihin en büyük biyolojik deneyinin bir parçasıyız” diyerek anlatıyor. Bugün sıradan bir yetişkin, dedesinin gençliğine göre 100 milyon kat daha fazla radyasyona maruz kalıyor. Yani bir şeylerin ters gitmesi kaçınılmaz. Cep telefonlarının, baz istasyonlarının zararları artık bilim dünyasında kabul ediliyor. Şimdi kablosuz internet bağlantıları ve telsiz telefonların da en az bunlar kadar tehlikeli olduğundan şüpheleniliyor.

Hücrede bozulma riski

Sigaranın, mikrodalga fırınların, cep telefonlarının zararları hep yıllar sonra ortaya çıktı. Kablosuz internet bağlantısı yanı Wi-Fi de şimdi aynı kaderi paylaşıyor. Wi-Fi’nin insan sağlığına olumsuz etkisi olabileceğini söyleyen uzmanların sayısı her geçen gün artıyor. Wi-Fi, telefon hattının geldiği kutuyu, radyo dalgalarıyla bilgisayara bağlıyor, böylece kişinin istediği yerden internete bağlanmasını sağlıyor. Ancak bu sırada yayılan dalgalar uzun süreli kullanımda hücrelerde, sinir sistemi ve beyinde olumsuz etki yaratma riski taşıyor. İngiltere’nin Sağlık Koruma Ajansı’nın Başkanı William Stewart, Wi-Fi’nın ölçülü kullanılması gerektiğini söylüyor ve hükümetleri bu konuyu araştırmaya davet ediyor. Radyasyonun beyin hücrelerini öldürdüğünü kanıtlayan İsveçli profesör Leif Salford ise Wi-Fi’nin radyasyon yaydığı için tehlikeli olduğunu hatırlatıyor. Avrupa Parlamentosu da 2008’de oyladığı bir kararla kablosuz iletişim araçlarının kullanımıyla ilgili önlemler alınmasını tavsiye etti. Hamile kadınların ve çocukların risk altında olduğunun altını çizdi. Dünyanın Wi-Fi ve radyasyon konusundaki en önemli uzmanlarıyla görüşen BBC’nın ünlü araştırma programı Panaroma, Wi-Fi bulunan bir sınıfta sinyal gücünün, cep telefonu baz istasyonlarından yayılan sinyalden 3 kat güçlü olduğunu ortaya çıkardı.

Dünya Sağlık Örgütü kararsız

Ancak Wi-Fi’nin sağlık üzerindeki etkisiyle ilgili bilimsel araştırmalar şimdilik sınırlı. Wi-Fi’den yayılan radyasyonun sağlığa olumsuz etkileri olduğunu söyleyen Washington Eyalet Üniversitesi uzmanlarından Profesör Henry Lai “Maalesef bu miktarda radyasyonla ilgili son 30 yılda yapılan araştırmaların yarısı zarar tespit etti, diğer yarısı ise hiçbir şey bulamadı. Dolayısıyla emin olamıyoruz” dedi. Dünya Sağlık Örgütü de “Yeteri miktarda deney olmadığı için” bu konuda kararsız. Ancak her 100 kişiden 3’ünde “elektrosensitivite” problemi olduğunu hatırlatıyor. Yani bu kişiler Wi-Fi olan alanlarda yorgunluk, uykusuzluk, boyun ağrışı, baş ağrışı, mide bulantısı gibi şikayetler yaşıyor. Bu konuda en büyük sorun uluslararası “güvenli sınırları.” Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu’nun üst limitine göre cep telefonları ve baz istasyonlarıyla birlikte Wi-Fi de güvenli. Ancak üst limitler tartışılıyor. Komisyon, radyasyon seviyesini vücutta yarattığı ısı miktarına göre belirliyor. Ancak uzmanlara göre bu araçlar ısı yaratmadıkları zaman bile hücrelerde ve sinir sisteminde hasar oluşturabiliyor.

En büyük risk grubu çocuklar

Kablosuz internet kullanımında en büyük risk grubu çocuklar... Kafatasları daha ince ve sinir sistemleri gelişmekte olduğu için en düşük radyasyon seviyesi bile çocukları daha fazla etkiliyor. Ayrıca bugünkü çocukların hayat boyu bu sinyallere maruz kalacağı da hatırlatılıyor. Dolayısıyla okullarda Wi-Fi kullanımı mercek altında. Zira tek bir bilgisayar Wi-Fi ile internete bağlandığında ortaya çıkan radyasyon uluslararası standartlara göre zararsız olsa da birçok bilgisayar biraraya geldiğinde durum değişiyor. İnternete bağlı yirmi bilgisayarın olduğu bir sınıftaki radyasyon oranı bir cep telefonuna denk geliyor.

1999’dan beri kullanılıyor

- “Wireles Fidelity” kelimelerinin kısaltması olan Wi-Fi kablosuz bağlantı anlamına gelir. Dizüstü bilgisayarlar, PDA’lar ve diğer taşınabilir cihazların, yakınlarındaki kablosuz erişim noktaları aracılığıyla internete bağlanabilmesini sağlar.

- Wi-Fi telsiz gibi çalışır. Telsiz bir taraftaki konuşmayı radyo dalgalarına dönüştürüp diğer tarafa aktarır. Wi-Fi de aynı işlemi çok daha hızlı ve farklı farklı veriler için gerçekleştirerek internet kullanımı sağlar. Wi-Fi aktarma işlemi 2.4 GHz veya 5 GHz radyo frekansında gerçekleştirilir.

- İlk kez 1999 yılında Apple bilgisayarlara yerleştirilen donanımla kullanıma giren Wi-Fi 2003 yılından beri PC’lerde de kullanılabiliyor. Wi-Fi evde, ofiste, okullarda, kafelerde ya da gittikçe yaygınlaşan “hotspot”lar sayesinde sokakta kullanılabiliyor.

- Hotspot kablosuz, ücret karşılığı ya da bedava internet servisi verilen halka açık alanları ifade eder. Hotspotlar havaalanları, oteller, alışveriş merkezleri, tren istasyonları, konferans merkezleri, üniversiteler, fuar alanları v.b. gibi yerlerdir.

- Bugün dünyada Boston, Hong Kong, Kuala Lumpur, Lüksemburg, Moskova, Montreal, San Francisco’nun da dahil olduğu 80 kadar kent merkezinde ücretsiz Wi-Fi hizmeti veriliyor. New York, Londra, Tokyo gibi kentlerde de geniş hotspot alanları bulunuyor.

- Ülkemizde de Türk Telekom, TTnet ile Wi-Fi hizmetini son dönemde oldukça geliştirerek ülke genelinde “hotspot”lar kurmaya başladı.

Öğretmenler ve doktorlar ayakta

İngiltere’de Öğretmenler Derneği, nisan ayında hükümete çağrıda bulunarak okullardan Wi-Fi’nin kaldırılmasını istedi. Bazı okullar kendileri insiyatif alarak kablosuz internet bağlantısını kesti. Avusturya Tıp Derneği de Wi-Fi bağlantısının okullardan kaldırılması için harekete geçti. Hareketin liderlerinden doktor Gerd Oberfeld, “Verilere bakınca her şey açıkça görülüyor: Artan kanser oranları, DNA’daki bozulmalar tek bir sonuca işaret ediyor” diyor. Kablosuz interneti tüm şehre yayan WiMax sistemiyle ilgili de tartışma yaşanıyor. WiMax ile kilometrekarelerce büyüklükte alanda kablosuz internet ağı kuruluyor. İnsanlar bulundukları her yerden nete bağlanabiliyor. Ancak tüm şehir elektromanyetik dalgalara maruz kalıyor.

5月12日

SERVET DEĞERİNDE HACK.

 
Servet değerinde fidye isteyen hacker...

8 milyon kişinin bilgilerini çaldığını söyleyen hacker bakın bu bilgiler için ne kadar fidye istiyor.


ABD'nin Sağlık Bakanlığı'na bağlı olan Virginia eyaletinin Reçete Takip Programı hacker kurbanı oldu. Geçtiğimiz günlerde programın reçete takip sayfasına giren görevliler, şifreli bir sayfa yerine aşağıdaki mesaj ile karşılaştılar:

"Şu anda himayemde 8.257.378 hasta kaydı ve 35.548.087 reçete bilgisi bulunuyor. Orjinali sildim ve Virginia ne yazık ki tüm yedeklerini de kaybetti. 10 milyon dolar karşılığında seve seve bilgileri iade edebilirim. Karar vermek için 7 gününüz var. 7 gün sonra bu bilgileri açık arttırmayla satacağım. Açıkçası bu bilgilerin değerini bilmiyorum. Belki reçete bilgileri para etmez ama bu kadar kişinin adı, adresi, sosyal güvenlik numarası ve plaka numaraları için iyi para verecek birilerini bulabilirim"

Yetkililer hemen FBI'a başvurdular ve FBI konuyla ilgili soruşturma başlattı. Bu sırada sitedeki ilgili alan kapatıldı ve sistemde geçici bir sorun olduğu mesajı yayınlandı. Ayrıca yetkililer yedeklerin de kaybolduğu iddiasını yalanladılar ama sistemin hala kapalı olması bunun doğru olmayabileceğini gösteriyor.


+11 Mayıs 2009 Pazartesi, 22:07

CHIP Online
4月16日

BİLGİSAYARDAN BAĞIMSIZ(SANAL) İŞLETİM SİSTEMİ.

 

Bilgisayardan bağımsız olarak çalışan iCloud size herhangi bir işletim sisteminin vaadettiği tüm hizmetleri vermeyi amaçlıyor. Web tarayıcı (Internet Explorer, Firefox gibi) üzerinden çalışan servis şu an için beta aşamasında fakat üyelik kabul ediyor.

Kendinize ait, özelleştirebildiğiniz bir masaüstünüz Windows Vista’yı hatırlatıyor. Üye olduktan sonra hemen kullanmaya başlayabileceğiniz ön yüklü olarak gelen uygulamalardan bazılarını ele alırsak; Mail, Instant Messaging, Photo organizer, File explorer, Music & Video player, Write, Calendar, Contacts, Games şeklinde.

www.veteknoloji.com

Tüm programların listesine iCloud Application list A-Z den ulaşabilirsiniz. Size ayrıca dökümanlarınızı Internet üzerinde saklayabileceğiniz 3GB kapasiteli bir depolama alanı da sunuyor, böylelikle nerede olursanız olun dosyalarınıza erişebiliyorsunuz. Dökümanlarınızı paylaşıma açabiliyor ve başkalarına rahatlıkla ve hızlı bir şekilde gönderebiliyorsunuz (tabi hızlı olmasının sebebi dosyaları lokal bilgisayarınızdan upload etmemiş olmanız.) Merak edenler önce kayıt yaptırıp sonra deneyebilirler.

www.veteknoloji.com

Bilgi için: iCloud


VeTeknoloji

İNTERNET ARTIK HERYERDE:"ASKERLER SAVAŞTADA ONLİNE OLACAK."

İnternet her yerde derken boşuna söylemiyoruz: ABD'nin yeni yatırımı bu iddiayı kanıtlıyor.

ABD, hiçbir zaman askeri konularda cimrilik yapan bir ülke olmadı. Son geliştirilen askeri teknolojileri de ucuz değil. ABD ordusunun tam 10 milyar dolar (yaklaşık 16 milyar TL) döktüğü bu yeni teknoloji çok yakın zamanda gerçekleşen bir tatbikat esnasında denendi ve büyük başarı elde etti. Böylece artık askerlerin savaş alanında online olmasının önünde hiçbir engel kalmadı.

Tabii ki askerlerin internete bağlanacak olması, onların çatışma esnasında Facebook'ta arkadaşlarını dürtecekleri anlamına gelmiyor. Bu son derece hızlı ve mobil internetin amacı, operasyonlar esnasında her bir askere mümkün olan en fazla veriyi iletebilmek. Doğrudan uydular üzerinden haberleşecek olan askerler, VoIP benzeri bir sistemler birbirleri ile konuşacak, güvenli hat üzerinden arzu ettikleri bölgenin en detaylı haritalarını anında görebilecek ve görüş alanlarında meydana gelen tüm gelişmeleri anında merkeze iletebilecekler.

Kapalı devre internet olarak tanımlanabilecek bu teknoloji askerlerin birbirilerinden çok uzak noktalarda bile olsalar, yan yanaymış gibi hareket edebilmelerini ve sistemli bir operasyon gerçekleştirmelerini sağlayabilecek.

VETEKNOLOJİ

TÜRKİYE'NİN İLK HAZIR TASARIM E-TİCARET SİTESİ AÇILDI.

 
Türkiye'nin ilk hazır tasarım e-ticaret sitesi açıldı.

Kısa süre önce yayın hayatına başlayan Tasarland.com adlı internet sitesi tüm tasarım ihtiyaçlarının tek bir platformda hızlı ve çok uygun fiyatlarla gidermeyi amaçlıyor.

Türkiye’nin ilk hazır tasarım E- ticaret sitesi olma özelliğini taşıyan platformda web tasarımı ve grafik tasarımında kullanılabilecek özelleştirilebilir yüksek kaliteli hazır şablonlar satışa sunuluyor. Üyelik sistemiyle hizmet veren Tasarland’da internet sitesi, cd – dvd kutuları, harita, bayrak, broşür, insert, logo, kurumsal kimlik, t-shirt, kartvizit, afiş ve ikon gibi tasarımların binlerce çeşidi hazır halde bulunuyor.

Beğenilen ürünler Tasarland Uyarlama Merkezi tarafından müşterinin isteklerine göre özelleştirilerek her türlü internet ve baskı ortamında sorunsuz şekilde kullanıma sunuluyor. Kullanıcıların soru ve sorunları da ‘Canlı Destek Hattı’nda online olarak cevaplandırılıyor.

VETEKNOLOJİ

ANTİ-VİRÜS PROGRAMLARI ÇILDIRDI.

 
Anti-virüs programlarına bir şeyler oluyor!

Anti virüs programlarına ilginç şeyler oluyor. Son zamanlarda farklı anti-virüs yazılımlarında üst üste çok ilginç sorunlar rapor edilmeye başlandı.

Son zamanlarda kullandığınız anti virüs yazılımlarında bazı sorunlarla karşılaştınız mı? Eğer Norton , Kaspersky veya F-Prot kullanıyorsanız karşılaşmış olma ihtimaliniz yüksek çünkü son zamanlarda ilginç sorunlardan bahsediliyor. Kaspersky'nin açılan pencereleri, Norton'un sağ tuş problemi, F-Prot'un güvenlik açığı yetmezmiş gibi üstüne bir de sıkıştırılmış dosyaların yol açtığı bir güvenlik sorunu tespit edildi.

Kaspersky'nin birkaç gün önce yayınladığı son güncellemesinden sonra bazı kullanıcılar bir anda kendilerini açılan pencerelerle boğuşurken buldular. Görünüşe göre Kaspersky'nin son güncellemesinde yer alan bir hata bazı ufak ve normal aktiviteleri bile saldırı olarak algılayarak ard arda onay pencereleri açmaya başladı. Kaspersky hatanın hemen ardından resmi bir özür açıklaması ve hatayı düzenleyen bir yama yayınladı, güncelleme hızıyla alkış aldı...

Bu sırada Norton'un son güncellemesinden sonra Windows Vista kullanıcıları bir anda farenin sağ tuşunun Windows masa üstünde çalışmadığını fark ettiler. Norton'daki bir hata bu kez farenin sağ tuşu ile açılan Windows menüsünü engellemişti.

Linux'çuların bile başı dertte!

Diğer yandan bir güvenlik uzmanı, F-Prot anti virüs programının sıkıştırılmış dosyaları taradığı esnada oluşan bir güvenlik açığı tespit etti. Bu açık sayesinde sistemdeki anti virüs yazılımı devreden tamamen çıkartılabiliyordu.

Linux'çular da bu anti virüs çılgınlığından payına düşeni aldılar. Açık kaynak kodlu Clam anti virüs programının, e-postalardaki virüsleri taradığı anda yine sıkıştırılmış dosyaları incelediği anda F-Prot'unkine benzer bir açığa yol açtığı tespit edildi.

Benzer şekilde IBM'in Proventia adı e-posta güvenlik yazılımı da yine sıkıştırılmış dosyaları tararken güvenlik açığına yol açabiliyor.

İyi haber ise, bu sorun ve açıkların en kısa sürede giderilmiş olması...


CHIP Online

4月2日

HACKERLARIN HEDEFİ HÜKÜMETLER.

Güvenlik uzmanları yaklaşık 1300 bilgisayarda ve 100'den fazla ülkede merkezi çin olan bilgisayar casuslukları tespit edildiğini açıkladılar.

NATO ve Hükümet ve elçilik merkezlerindeki makineler olmak üzere saldırganlar bunların tam kontrollerini sağlayan yazılımlarını bu makinelere enjekte etmiş durumdalar.

One of the University of Toronto's Munk Uluslararası Araştırmalar Merkezi bu siber saldırılara karşı The SecDev Güvenlik Grubu Diğer Üniversite ise Bilgisayar Laboratubarları kurmaya başladı.

Discovery'e bağlı GhostNET te olan Dalai Lema 'nın ofisi hacklenmişti. Araştırılan Bağlantıların Çin'deki iki bağlantıdan geldiği tespit edildi.

VETEKNOLOJİ

WEB 4.O NEDİR?

Siber dünyadaki hızlı teknolojik gelişmelere ayak uydurmaya çalışan yaşlı dünyamız internetteki web 2.0 teknolojisine daha yeni tanışırken şimdi internet karar kulislerinde web 3.0'ı bırakın web 4.0 teknolojik mimarisi konuşulur oldu.

VeTeknoloji olarak sizlere bu teknolojilerden kısa özetlerle haberdar etmek istiyoruz.

Peki Web x.x nedir ?

Kısaca Özetlersek şudur

Web 1.0

Sadece Yöneticilerin Son Kullanıcıların Erişmesi için kodlanan mimari.

Web 2.0

Son Kullanıcılarında yönetebildiği ve kodlandığı mimari

Web 3.0

Hiç bir şekilde son kullanıcıların muhadele edemediği ve sanal robotlar tarafından sürekli geliştirildiği ve daha çok arama motorları için uygulanan web mimarisi

Web 4.0

Tamamen Sanallaştırma üzerine kurulmuş hazır örneği EyeOS olan online işletim sistemleri.. Saniyede 100 Gigabit bağlantı ve bant aralığı olan herşeyin artık yerel disklerden uzaklaştığı ve online networklar üzerinden kurulduğu ayrıca bilim kurgu filmlerinde gördüğünüz üzere yapay zekaya sahip işletim sistemi ve web teknoloji mimarisi..

Web 4.0 özellikle kodlanan yapay zeka ile sorunları tespit edebiliyor çözümler üretebiliyor.

Şimdilik Veteknoloji olarak sizlere bu kadarlık bilgili vermek istedik. İleride sizlere Web 3.0 ve Web 4.0 web teknolojisi mimarisi hakkında daha detaylı bilgi vereceğiz.

Bizden Ayrılmayın.

Kaynak: VeTeknoloji.com

Cybokron ( Ercan ATAY)

3月20日

SANAL İPEK YOLU KURULDU.

Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan'daki akademisyenleri, Avrupa Akademik Ağı'na bağlayacak projede ilk aşama bağlantıyı gelecek ay hizmete sokacak.

Projenin yürütücüsü TÜBİTAK Ulusal Akademi Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM), gelecek aydan itibaren ağ bağlantısı sınırlı kapasite ile sağlanacak ilk aşamanın ardından, yüksek hızlarda bağlantı sağlayacak ikinci aşamada, fiber optik kabloların Türkiye üzerinden geçmesi için uğraş veriyor.

Türkiye, ikinci aşama için gereken fiber optik alt yapıyı kurabilirse ekonomik kazançlarının yanında yeni bir stratejik önem kazanacak.

Alınan bilgiye göre, AB 7. Çerçeve Programları kapsamındaki ''Black Sea Interconnection (BSI)'' adını taşıyan proje, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan'daki 45 üniversite ile bu üniversitelerdeki 150 bini aşkın akademisyen ve öğrencinin, Avrupa Akademik Ağı'na (GEANT) yüksek hızlarda erişimini sağlamayı amaçlıyor.

Dünya çapındaki bilimsel projelerde önemli iş birliği fırsatlarının oluşmasına yol açacak proje, Kafkaslar ve Avrupa arasındaki sayısal uçurumun giderilmesine de katkıda bulunacak.

BSI ile yüksek kapasiteli bağlantılarla desteklenmiş yeni ve modern bir ''Elektronik İpek Yolu'' oluşacak.

1 Mart 2008'de başlayan ve 2 milyon avroluk bütçeye sahip projenin, 1,4 milyon avrosu Avrupa Komisyonundan karşılanıyor.

Projeyle Kafkas ülkelerini Türkiye üzerinden geçecek fiber optik kablolarla Avrupa'ya bağlamayı amaçlayan TÜBİTAK ULAKBİM, projenin ilk ayağında belirlenen düşük hızlardaki bağlantı için, ihaleye Türkiye'den teklif gelmemesi üzerine Yunan telekomünikasyon şirketi alt yapısı ile Karadeniz'in altından Sofya'ya bağladı. 

veteknoloji

3月14日

TÜRKİYE'NİN İLK SANAL KÖY SINIFI.

 

Başkentte bir köy okulunda artık kitap ve defter yerine bilgisayar, kara tahta yerine akıllı tahta var. Sinevizyonla ortak ders de görülebiliyor.

Bir köy ilköğretim okulu... Mavi önlüklü öğrencilerin sıralarının üzerinde küçük bilgisayarlar var. Öğretmen akıllı tahtada projeksiyon desteğiyle görsel şölen içinde ders anlatıyor. Öğrenciler dersi akıllı tahtadan ve sıradaki bilgisayardan takip ediyor. Derste köy okulundaki küçük sınıftan merkezdeki bir okulla bağlantı kuruluyor. Bu kez derse diğer öğretmen devam ediyor. Ekrandan diğer sınıfları gören öğretmenler, hem kendi sınıflarındaki hem de köy okulundaki öğrencilere soru soruyor. Bu bir hayal değil! 21. yüzyılın sınıf ortamı Beynam İlköğretim Okulu'nda yaşanıyor.

21. YÜZYILIN SINIFI
E-Devlet Araştırma ve Uygulama Merkezi (EDMER), Intel ve Cisco, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle geleceğin sınıflarını belirlemek için pilot çalışma yapıyor. Proje Ankara merkezindeki Evliya Çelebi İlköğretim Okulu ile Bala ilçesine bağlı Beynam Köyü İlköğretim Okulu'nda hayata geçirildi. Bu iki sınıftan 11- 12 yaşlarındaki 80 öğrenci, Türkiye'nin ilk sanal sınıfında birlikte ders işleme imkânına sahip oldu.

veteknoloji_

ASKERLİK HİZMETLERİDE E-DEVLETTEN.

Geçen yıl hizmete giren e-Devlet Kapısı Projesi kapsamında çok kısa süre içinde tüketici ve askerlik işlemleri de yapılacak.
 
Uluslararası e-Devlet Konferansı'nda konuşan Türksat Genel Müdürü Özkan Dalbay, Türkiye'nin, e-Devlet performansında en hızlı gelişen ülkeler arasında yer aldığını ifade ederken, 21 milyon öğrenci sayısı ile e-Devlet hizmetleri bakımından büyük potansiyel taşıdığını söyledi.
VETEKNOLOJİ

İNTERNET 20. YAŞINI KUTLUYOR.

 

İlk başlarda yalnızca ABD Ordusu ve bir kaç araştırmacının kullandığı internet günümüzde yaşamın vazgeçilmezleri arasında yerini aldı. 1989’da geliştirilen internet 20 yılda önemli ölçüde değişti.

Kısaca “www” diye bilinen World Wide Web, bundan 20 yıl önce 1989 yılının Mart ayında geliştirildi. Uzmanların tahminlerine göre internet kullananların sayısı günümüzde 1 milyar 300 milyonu aşmış bulunuyor.

Aslında internetin ortaya çıkışı çok daha eskilere dayanıyor. 1960’ların başında, bugünkü internetin temeli atılmıştı. ABD silahlı kuvvetleri, verileri güvenli bir şekilde aktarabilmek edebilmek için bilgisayarlar arasında ağ kurmak üzere bir proje başlattı. Nükleer saldırı durumunda bile veri aktarımının kesilmemesi gerekiyordu. Bunun sonucunda “Arpanet“ olarak adlandırılan iletişim ağı oluşturuldu. Arpanet önceleri sadece bir kaç bilgisayar ile bağlantı kurabiliyordu.

Keşfedilmesi zaman aldı

İnternet zamanla büyümeye başladı. Ama keşfedilmesi zaman aldı. Zamanla üniversiteler ve araştırmacılar interneti keşfetti. Çoğu kullanımını faydalı buldu, çünkü ilk defa masrafa girmeden, diğer ülkelerdeki insanlarla iletişim kurulabiliyordu. Fakat o dönemlerde interneti kullanmak maharet istiyordu. Veriler sadece şifre komutuyla alınıp gönderilebiliyordu. İnternet üzerinden dünya turuna çıkmak için mouse’u bir kez tıklamanın yeterli olacağı o zamanlar tasavvur bile edilemiyordu.

20 yılda inanılmaz değişim

Bu durum ilk önce Tim Berners-Lee'nin araştırma projesiyle değişti. Berners-Lee, 1980’li yıllarda İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) çalışıyordu. Araştırma projesini hızlı ve kolay bir şekilde kamuoyuna sunabilmeye ihtiyacı vardı. Berners-Lee, 1989 yılından başlamak üzere yaptığı çalışmalarla, internet sayfaları oluşturup bunların görüntülenebilmesi için gerekli olan tekniği geliştirdi. İlk ağ sunucusunu programladı ve ilk ağ tarayıcısını buldu.

Bilgisayardaki ağ sunucuları üzerinde yer alan HTML sayfaları sadece tarayıcıyla açılabildiği için tarayıcının keşfedilmesi çok önemliydi. Berners-Lee, daha sonra verileri birbiriyle bağlama fikrini geliştirdi ve böylece bağlantı da bulunmuş oldu.

İnternet hala 20 yıl öncesi gibi çalışıyor fakat büyük bir farkla: 20 yıl önce hayal bile edilemeyen ve muazzam data kapasitesi gerektiren müzik, fotoğraf, grafik, video ve oyun gibi multimedya öğeleri, artık internetin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

VETEKNOLOJİ

1 MAİL'LE GELECEK ÇALMAK:"İŞTE SANAL KORSANLIK".

 

1 e-postayla hayatını çaldılar!

19 yaşındaki başarılı lise öğrencisinin geleceğini başka bir lise öğrencisi 1 e-postayla çaldı.

İstanbul Koç Lisesi’nin başarılı öğrencilerinden Emir Beriker, Amerika ve Kanada’daki üniversitelere yaptığı başvuruların hiçbirine yanıt alamadı. Büyük hayal kırıklığı yaşayan Emir’in bir hacker’ın (bilgisayar korsanı) kurbanı olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu hacker Emir’in başka bir özel lisenin son sınıf öğrencisi olan arkadaşıydı...

Cevap gelmeyince kaygılandı

Koç Lisesi son sınıf öğrencisi Emir Beriker (19) ocak ayında Amerika ve Kanada’daki bazı üniversitelere kabul edilmek için internet üzerinden başvuru yaptı. Başarılı bir öğrenci olduğu halde başvurularına hiçbir yanıt alamayan Emir geleceğiyle ilgili ciddi kaygılar duymaya başladı. Emir, hem doğum gününü kutlamak hem de moral toplamak için 25 Ocak’ta ailesiyle Uludağ’a gitti.

Uludağ’da tesadüfen öğrendi

Emir’i, Uludağ’dayken bir arkadaşı arayıp, “Senin Facebook’taki fotoğrafın değişmiş” dedi. Emir tüm şifrelerinin bir hacker tarafından ele geçirildiğini o an anladı. Apar topar İstanbul’a dönen Emir, Hotmail’in Türkiye temsilciliğine başvurup mail şifrelerini geri aldı. Birkaç gün sonra Emir’e başvuruda bulunduğu bir üniversiteden “Bize yaptığınız iptal başvurunuzu onaylıyoruz” diye mail geldi.

Son anda yeniden başvurdu

Emir o üniversiteye telefon edip korkunç gerçeği öğrendi. Hacker, Emir’in mailini kullanarak tüm üniversitelere mesaj atıp “Size daha önce gönderdiğim başvurumu iptal edin” demişti. Emir, durumu Koç Lisesi’ndeki danışmanı Lary Turns’e anlattı. Lary Turns tüm üniversitelerle temasa geçti ve Emir’in yeniden başvuru yapmasını sağladı. Böylece Emir çalınan hayatını son anda geri almayı başardı.

Amerika’da kampta tanışmışlar

Emir olayı polise de bildirdi. Polis, hacker’ın İstanbul’daki bir özel lisenin son sınıfında okuyan K.K. (18) olduğunu belirledi ve gözaltına aldı. Emir ve K.K. geçen yaz New York’ta bir üniversitenin kampında tanışmış ve arkadaş olmuştu. K.K. da Emir gibi Amerika’daki üniversitelere başvuru
yapmıştı. Yakalanan K.K. “İçimden geldiği için bunu yaptım” dedi. K.K. tutuksuz yargılanacak.

VETEKNOLOJİ